
Ege’nin Boz İncisi
Bozcaada… Adını son günlerde sıklıkla duyar olmakla birlikte hala aslında cok da bilinmeyen cok da tanınmayan bir ege incisi. Boz inci... İçine kapanık bir güzellik…
Ada ile ilk tanışmam 15 yıl öncesine gider… Zaten adada yerleşik olsun olmasın herkesin hikayesinin benzeri bir başlangıcı vardır. Ya benim gibi bir seyahate dayanır, ya da mecburi bir tayine. Neyse, bir aile dostumuzun tavsiyesi ile gitmiştik ailecek… O günlerde alıştığım tatil yerlerine göre oldukça sessizdi ada... Ürkmüştüm.. Çarpıcı gelmişti o sakinlik, o huzur... Adada hayat da insanlar da sakindi,telaşsızdı... Sürekli bir huzur vardı sanki ortalıkta... güven hakimdi... Mesela kimse siz uzatmadıkça para istemezdi çamlar altındaki gazinoda ya da ana meydandaki üç marketin herhangi birinde. Adanın yerlileri evlerinin kapılarını bile kilitlemezlermiş. Şaşrmıştım ilk duyuduğumda. Ada kültürü demişti babam. Benzemez ki başka bir yere. Düzeni de farklıdır burada hayatın, algısı da.
15 yılda değişti ada.. Tanındı, geleni gideni arttı... Öyleki 15 yıl önce günde iki sefer yapan kimbilir hangi tarihtan kalma çıkartma gemisinin yerine sefer yapan büyük feribot, tarifeli beş seferin yanında bir dolu da ek sefer yapar oldu. Değişmeyenlerden az şeyden biri adaya gelen ilk feribotun 11 de yanaşması iskeleye. Adada hayat hala 11 de başlıyor. O kadar yerleşmiş ki bu düzen. Erken saatlerde günü değerlendirmek isteyen turistler birde onlar tarafindan kahvaltı isteği ile uyandırılmış kafe sahipleri dışında pek kimse görülmüyor ortalıkta... Adaya yeni günün ilk ziyaretçileri de yine 11 de yanaşan feribotla geliyor. Otellerin yeni misafirleri, adanın yeni “sakin”leri.
Bozcaada, üzerine yazılan kitaplara, hakkında çıkan haberlere rağmen çok tanınmıyor diyor Bozcaada’nın yerlisi. Yine de feribot seferlerinin yetişebildigi ölçüde dolup taşıyor ada. Rezervasyonsuz gittiğinizde kalacak yer bulmanız şansa kalıyor. Adanın özellikle hemen her yaz gelen bir “takipçi” kitlesi olmuş durumda.
Adada kalacak yerinize yerleştikten sonra -ki bu bir evden uyarlama pansiyon da olabilir ya da adadaki az sayıdaki otelden biri de- öğleden sonra için yapılacak en güzel şey arabanızla ya da dolmuşla koylardan birine, kumsala gitmek.
Ayazma, Sulubahçe, Habbeli gidebileceğiniz koylar arasında. Bozcaada Spor Klubü tarafından işletilen plajlarda şezlonglar ve şemsiyeler icin cüzi bir ücret vermeniz gerekiyor. Ama plajin temizliğini, düzenli toplanan çöplerini farkettiğinizde bu paraya değdiğini görüyorsunuz.Plaja gelen yolun öte yanında yer alan mini restaurantlarda tost, sandviç gibi ayaküstü atıştırmanın yanısıra balık midye gibi deniz mahsulleri de bulmanız mumkun... Egenin serin sularına bakarak bira midyetava keyfi yapmak isteyenler icin birebir ancak yine de sıcak havada birayı fazla kaçırmayın. Malum sıcak hava, çarpmasın. Eğer adada kalacağınız gün sayısı az ise, plajdan biraz erken ayrılıp akşam serinliğini ada sokaklarını gezerek değerlendirmenizi özellikle tavsiye ederim. Dar sokaklarda birbirine bakan taş evler duvarlarını pencerelerini saran sarmaşıklarla bir başka güzellikler sunuyor adanın birbirine dik, hemen her biri denizle sonlanan sokaklarında. Evlerin büyük çoğunluğu bakımlı. Sokak araları keşfedilmeye açık güzelliklerle dolu. Bir kapının önüne geldiğinizde gördüğünüz tablolar aslında içerideki çok daha geniş bir serginin habercisi olabiliyor. Ya da bir moda tasarımı atolyesinde el yapımı giysilere denk gelebiliyorsunuz. Şarap kokusunun arttığı sokaklara dikatli bakın, zira bir şarap fabrikasını farketmeden geçiyor da olabilirsiniz.
Adanın tabii ki neredeyse adıyla eş bilinen güzelliği üzümleri ve şarabı. Hem yurt içi hem yurt dışında tanınan şaraplarını ister fabrikaların yanıbaşında ki satış mağazalarından alabilir, ya da akşam yemeğinde restaurantların birinde balık ya da diğer deniz ürünlerinin yanında deneyebilirsiniz.. Bir üzüm ve şarap uzmanı değilseniz fabrika mağazasındaki yetkililerin tavsiye ve yönlendirmelerine kulak vermenizde fayda var.
Akşam yemeği için isterseniz iskelenin hemen yanı başındaki restaurantalardan birini isterseniz meydana ve ara sokaklara dağılmış pek çok restaurantı seçebilirsiniz. Eğer hafta sonu ise gündüzden rezervasyon yaptırmanız sizin yararınıza olacaktır. Adaya gelmişken tazesinden balık ve deniz ürünleri yemenizi, yanında da Ada şaraplarından birini denemenizi ozellikle tavsiye ederim. Sadece gecenin sonunda damağınızda kalan lezzet bile sizi bir sonraki yaz adaya gitmek konusunda cezbedecektir.
Adayı cazip kılacak bir başka özelliği de tüm sezon boyu devam eden irili ufaklı bir dolu etkinliğe sahne olması. Bu bazen ünlü isimlerin konser ya da sergileri olabiliyor, bazen de adanın yerlisi sanatçıların söyleşileri. Adaya tatil yapmak için uğramış bir sanatçı bile birden bir etkinliğin içinde buluveriyor kendini.
Nasıl gidilir:
Adaya ulaşımın en temel girdisi yazın günde 5 hatta ek seferler nedeniyle daha da fazla olan feribot seferi. Feribot, Çanakkale – İzmir yolu üzerinde bulunan Ezine ilçesine 20 dakikalık mesafede bulunan iskeleden kalkıyor. liman işletmelerinin. 0.286.6978021 nolu telefonundan feribot seferlerini, günlük değişiklikleri, ek seferleri; meteorolojinin 0.286.6978084 nolu telefonundan hava durumunu da öğrenmeniz mümkün.
Arabanız varsa isiniz kolay, yola başladığınız noktaya göre gerekli zaman ayarlamasını yaparak çıkabilirsiniz. Ola ki feribot saatine kadar bir kac saat zamanınız kalırsa, Çanakkale’nin diger güzelliklerini de görmeden geçmeyin: Truva, Assos, Behramkale, Gelibolu Şehitliği, Kilitbahir... Hepsi kişisel aracınızla Bozcaada yolu üzerinde uğrayabileceğiniz yerler arasında.
Eğer otobüs yolculuğunu tercih ederseniz firmanıza iskeleye kadar gidip gitmediklerini sormayı ihmal etmeyin. Zira bazı firmalar sizi sadece Ezine’ye kadar götürür. Oradan Ezine – Bozcaada (iskele) dolmuşlarına aktarma yapmanız gerekir.
Adaya gelmek üzere yola çıkmadan www.bozcaada.gov.tr adresindeki Bozcaada Kaymakamlığı resmi sitesinden ya da www.bozcaada.info adresindeki Bozcaada hakkında hazırlanmış kapsamlı ve güncel internet sayfasına bir ugramanız oldukça faydalı olacaktır. Bu adresler sizi hem ulaşım hem konaklama konusunda güncel bilgilere ulaştıracaklar.
Son bir söz. Nerede olursanız olun, haritaya bakıp da gözünüzü korkutmayın, sadece Bozcaada’ya gitmek o denizde yüzmek o şarapları tatmak, hic yaşamadığınız “adalı olma” hissini duymak ister misiniz onu düşünün. İçinizde biraz merak çok az heves uyandıysa bile mutlaka gidin. Bu güzellik kaçırılmaya gelmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder