Cuma, Ağustos 19, 2005

adanin ardindan...

bozcaada.. bozada... corak ada... uzum baglarinin serinliginde sarap kokulu ada... her daim huzurum.. her daim askim her daim ozlemim... gidip de kavusamadigim.. her seferinde daha buyuk ozlemle ayrildigim tutkum... gelecek ozlemim...

Pazar, Ağustos 07, 2005

...

gurbete giden doner mi donmez mi belli degil bilirim...

soyle bi gidip de donmemek hissiyatı baskın icimde.. soyle bi yanlızlık hevesi.. hani aslında zaten yalnızım da... bunu bi kabullenip, sırtıma atıp yola koyulmak hevesi... telefonsuz internetsiz.. hani oyle gunde yuzlerce cagri binlerce mail geldiginden degil ki.. gelmeyisinden kacmak telasim... yalnizligimi yuzume vurmak... aranmamak... sorulmamak... merak edilmemek... ozlenmemek... bunları kabullenmek... bahanesiz.. telassiz.. yalansiz...

ben bir kara agac golgesi buldum cebimde umitlerim....

yok aslinda cebimde umidim filan da yok.. cebimdeki sadece icimin kirik dokuklerinin tozu... doke saca ilerledigim...

Çarşamba, Ağustos 03, 2005

yonja

asagidaki satirlari bir arkadasimin "yonja"sina testimonial olmak uzere baslamistim... neden se kiyamadim ona "vermeye" o satirlari.. haketmiyor galiba... neyse...
oyle cok matah da degiller ama.. nedense birden "herseyimi" aciga vereceklermis gibi hissettim.. yazmadim ona...
belki baska bir zaman?
bilmiyorum...

daraliyorum..



"her adımımda cizse de kolumu o dikenli teller, her seferinde geri de dussem o yuksek duvarlardan, yurudugum her adım aldıgım her milim yol gizliden de bir heves uyandırmıyor degil... lakin oyle bir mevsim yasiyor ki hayat, guze yoneltmis yuzunu, yazin son deminde... ne heves kar ediyor ne heyecan... gun batimina ceviriken yuzunu kulak kabartiyorum ya gelirse o beklenen ses diye...
nafile, batiyor gunes.. dolunay da ariyorum yuzumun yankisini..."