yılbaşı arifesi... cumartesi gecesi... yalnızım... parti zamanı oysa değil mi... dun gece nette, çook eskilerden bugune gelebilmiş ender dostlardan bir tanesi ile yazıştık sabaha kadar... yalnız oluşumuz üzerine... sizin "en iyi arkadaşınız" var mı? benim sanırım yok... onunda yokmuş... yani dünümü bilenler bugüne yetişemiyor, bugün öylesie yoğun ki geçmişi paylaşamıyoruz bir türlü... iki taraf da biraz yarım, iki taraf da biraz eksik... ufacık bir şey anlatmaya kalksan, öncesini - sonrasını özetlemek günler alıyo... çok ihmal ediyorum çok... bugun, hiç değilse geçmiştekilere özlem duyabiliyorum.. korkarım yakında özlem duyulacak bişeyler aktarılmayacak bugunden gelcege.. "dostluk" namına yani...
Pazar, Aralık 26, 2004
Çarşamba, Aralık 22, 2004
Çarşamba, Aralık 08, 2004
susurluk parkı...
susurlukluyum ben, hani su meshur kazanin oldugu yer.. balikesir'in küçük bir ilçesidir.. pek şirin denemez.. daha çok 80 sonrası dönemin kötü apartmanlarıyla dolu, kendine has karakteri olan bir şehir değildir... en önemli özelliği, ülkenin en işlek karayollarindan olan İstanbul - İzmir yolu üzerinde olmasıdır.. dinlenme tesisleri çoktur.. 20 yılımı geçirdiğim susrluk'un belki geçmişten getirdiği iki mekandan biridir parkı.. 60 lı, belki de daha önceki yıllarda mezarlığın şimdiki yerine taşınmasıyla açılan alana kurulmuş, yeşili bol bir alandır. 90ların başında yapılan eklemelerle, pek çok ilin bile sahip oladığı bir sosyal ortamlar bütününe dönüşmüştü...
Dönüşmüştü diyorum çünkü şu günlerde nedenini bir türlü anlayamadığım bir çalışma var susurluk parkında... Tüm parkın zemini söküldü.. geride sadece ağaçlar kalacak şekilde bütün çiçekler otlar bile... bayramda gittiğimde gördüğüm bir manzaranın beni ne kadar etkilediğini ancak gecenlerde burada arkadaşlarıma anlatırken anladım....
o park, benim ve neredeyse susurlukun yerlisi herkesin, şehre dari belleklerinde tek sabit yer idi... eğer bir kentin belleği varsa, ki var, susurluğun belleğinin zeminiydi o park... şimdiyse, plastik palmiyelere yer açabilmek için yerleyeksan olmuş durumda... sanki çoçukluğuma, susurluka dair tüm anılarıma tecavüz edilmiş gibi hissediyorum şimdi... soğuyor içim.... yazık....
Dönüşmüştü diyorum çünkü şu günlerde nedenini bir türlü anlayamadığım bir çalışma var susurluk parkında... Tüm parkın zemini söküldü.. geride sadece ağaçlar kalacak şekilde bütün çiçekler otlar bile... bayramda gittiğimde gördüğüm bir manzaranın beni ne kadar etkilediğini ancak gecenlerde burada arkadaşlarıma anlatırken anladım....
o park, benim ve neredeyse susurlukun yerlisi herkesin, şehre dari belleklerinde tek sabit yer idi... eğer bir kentin belleği varsa, ki var, susurluğun belleğinin zeminiydi o park... şimdiyse, plastik palmiyelere yer açabilmek için yerleyeksan olmuş durumda... sanki çoçukluğuma, susurluka dair tüm anılarıma tecavüz edilmiş gibi hissediyorum şimdi... soğuyor içim.... yazık....
Perşembe, Aralık 02, 2004
birisi ölürse onun email hesabı noolur?
birisi ölünce elbiseleri fakir insanlara dağıtılır, adettir... hem evde tutulmazsı uğursuzluk sayılır o elbiselerin hem de fakir insanlara yardım edilmiş olur.. babamın elbiselerini de bu nedenle dağıtmıştık biz... (ona çok yakışan bir mavi takımı vardı, onu bıraktık sadece... bize onu hatırlattığı için...)
peki ya biri ölünce email hesabı ne olur? kime verilir? kimseye verilmezki? şifresi bile bilinmez.. açamazsınız... birileri o kişinin öldüğüden habersiz o adrese mail göndermeye devam eder.. tıpkı taşındığınızı bildirmediğiniz bankanın faturalarınızı hala eski adresinize yollaması gibi... ama email bundan farklı sanırım biraz, gerçi siz üç ay bakmayınca email sunucusu zaten otomatik olarak kapatıyor adresinizi ve maillerinizi, sakladıklarınız, atacak olduklarınız, hepsini siliyor...
ama ya sahipsiz bir adrese e posta gönderiyorsanız?
butun bunlar nerden mi cagristi? sürekli mail gonderdiğim birinin ölümünü öğrendim geçtiğimiz haftalarda ve dün de adres defterimden e posta adresini sildim de... kendimi garip hissettim silerken... o yüzden...
peki ya biri ölünce email hesabı ne olur? kime verilir? kimseye verilmezki? şifresi bile bilinmez.. açamazsınız... birileri o kişinin öldüğüden habersiz o adrese mail göndermeye devam eder.. tıpkı taşındığınızı bildirmediğiniz bankanın faturalarınızı hala eski adresinize yollaması gibi... ama email bundan farklı sanırım biraz, gerçi siz üç ay bakmayınca email sunucusu zaten otomatik olarak kapatıyor adresinizi ve maillerinizi, sakladıklarınız, atacak olduklarınız, hepsini siliyor...
ama ya sahipsiz bir adrese e posta gönderiyorsanız?
butun bunlar nerden mi cagristi? sürekli mail gonderdiğim birinin ölümünü öğrendim geçtiğimiz haftalarda ve dün de adres defterimden e posta adresini sildim de... kendimi garip hissettim silerken... o yüzden...
Çarşamba, Kasım 24, 2004
ögretmenim canim benim canim benim...
yarisindan fazlasi ögretmen olan bir ailem var benim hal böyle olunca...
öğretmenler gününüz kutlu olsun efenim... saygılar....
öğretmenler gününüz kutlu olsun efenim... saygılar....
Pazartesi, Kasım 22, 2004
kar...
sonunda yılın ilk karı yağdı.. etraf dondurucu soğuk, evden çıkmak gelmiyor insanın içinden... dışarıda olmak / çalışmak zorunda olanlara allah kolaylık versin...
Perşembe, Kasım 18, 2004
G.O.R.A.
son gunlerin gundem filmi gora'yi sonunda izledik... soz konusu cem yılmaz olunca insan garantili eglence diyerek gozu kapali gidiyor boyle bir filme. ama malesef goranin bendeki etkisi ardarda dizilmis zeki cem yilmaz esprilerinden ote gidemedi... tek adamlık gosterilerin dogasina uygun ama bir "komedifilm"inden beklentinizi karsilamayacak duzeyde. Gorayi izlerken cok net farkettim ki esprileri cok komik olmasa da yilmaz erdoganin oyunlarini seyri keyifli hale getiren her karakterin en az basrol kadar ozenli yazilmis ve calisilmis olmasi malesef gorada olmayan bir ozellik. oysaki bob marley faruk, 216 gibi karakterlerin uzerine biraz daha dusulse sonuc cok daha farklı olurmus...
ama bunca lafa ragman yine de bir gidin gorun derim ben.. gundemden uzak kalmamak adına...
ama bunca lafa ragman yine de bir gidin gorun derim ben.. gundemden uzak kalmamak adına...
Pazar, Kasım 14, 2004
bayram...
memlekete geldim... susurluk'a... tatlılar arife gününden tedavüle girmiş :) neyse... herkese iyi bayramlar.....
Cuma, Kasım 12, 2004
[laboratuar] in sayfasinda yenileme...
Dogho'yla lab'in sayfasind "basın" bölümünü yeniledik... sanırım güzel de oldu :)
Perşembe, Kasım 11, 2004
akşam saati...
akşamın en güzel saatleri... gerçi mevsim kışa döndü, erkenden kararıyor hava ama olsun... saate bakınca aklıma geldi.. bi dönem, yaklaşık 3 sene filan günün yani akşamın bu saatlerini odtü de ikinci yurt önü banklarında geçirirdik.. gelene geçene laf atar, ayaküstü sohbetlere katılırdık... çoğul kipinin diğer üyeleri yurt oda arkadaşlarım... kasım sonuna kadar filan oturulurdu.. sonra marta kadar ara.. martta yeniden.. ama en keyiflisi yaz okulu zamanı olurdu.. çay, gazete, çekirdek, dedikodu :) ne arasanız....
Ekşi Sözlükten, yazarının izni ile...
Bir de mimar olacaksın
Mimar olmuş veya olmak için okumakta olan kişinin bir işi başaramadıgında eshefle kınanma cümlesidir. Yalnız mimarlığın cok geniş bir alanı olduğundan mıdır ne en alakasız işi beceremediğinizde bile bu lafla aşşağılanma olasılığınız yüksektir. İlgisi olmadığını bilseniz dahi bir an durup ulan gerçekten benden mimar olmaz mı acaba diye düşündürebilecek potansiyele sahiptir.
-şu patatesleri soysana
-...
-hay gerizakalı, ne biçim soymussun, bir de mimar olacaksın peeaah!
(bkz: Etmeyin ağalar eylemeyin bacılar) (firfiri, 06.10.2004 11:18 ~ 12:13)
Mimar olmuş veya olmak için okumakta olan kişinin bir işi başaramadıgında eshefle kınanma cümlesidir. Yalnız mimarlığın cok geniş bir alanı olduğundan mıdır ne en alakasız işi beceremediğinizde bile bu lafla aşşağılanma olasılığınız yüksektir. İlgisi olmadığını bilseniz dahi bir an durup ulan gerçekten benden mimar olmaz mı acaba diye düşündürebilecek potansiyele sahiptir.
-şu patatesleri soysana
-...
-hay gerizakalı, ne biçim soymussun, bir de mimar olacaksın peeaah!
(bkz: Etmeyin ağalar eylemeyin bacılar) (firfiri, 06.10.2004 11:18 ~ 12:13)
radyo dinlemeyi özledim...
su sıralar en cok özlediğim şeylerden bir tanesi radyo dinlemek sanırım.. eskiden çok iyi bir radyo dinleyicisiydim.. sevdiğim, sürekli takip ettiğim radyo programları vardı... Belki inanmayacaksınız ama taa orta okul yıllarımda takip ettiğim radyo programcısını yıllar sonra, bu yaz buldum, tanıştım, ziyaret ettim... merak edeniniz varsa yazayim.. show radyodan dilara.. maskeli balo... 3 sene neredeyse aralıksız dinlemiştim... neyse laf nereye geldi... bi dönem michael i çok dinlerdim.. alem fm deydi o zaman... şimdi hangi radyoda bilmiyorum.. sonraa show radyoda jale binay vardı ögle saatinde yayin yapardi.. hatta bi ara mehmet aslantugla beraber yaptilar "vernel" sponsorluğunda.. hatırlar mısınız o vernel reklamını.. aslantuğ ayşe teyze gibi elinde vernelle gelirdi :) ne komikmis yaw :) serap babür vardı show radyoda sonra... bi de tabi romina... daha kanald ilk açıldığında gülçin hatıhanla fıstıki musiki diye bir programları vardı gece yayınlanırdı, konuk çağırırlar, fax alırlar okurlar filan.. ama cok keyifli olurdu sohbetleri.... sonraları rominayı radyo d de dinlemeye başladım.. tabi radyo d nin bombalarında muzo... en son onu takip ettiğimi hatırlıyorum ama o da iki yıl önce filandı.. ne oldu da "radyo dinlemek" boylesine çıkıverdi hayatımdan hatırlamıyorum... tabi kast ettiğim buraya kadar yazdıklarımdan anladığınız üzere bir radyo programını düzenli takip etmek.... şu sıralarda ara ara trt fm dinliyorum.. özellikle gece 10dan sonra filan çok keyifli oluyor... ama çook nadir dinliyorum... cidden eksikliğini hissedecek hale gelmişim.. ne fena... e aç dinle diyosunuz di mi... bilmem olmuyo iste.... bilemedim...
Çarşamba, Kasım 10, 2004
duyurduuum :)
sayfanın ilk halini düzenledikten sonra, yakın arkadaslarima sitenin adresini gonderdim... bakalim ne yorumlar aliciiz?! dın dın dın dın :))
burayı, hem kendi hayatıma hem islerime ait son haberleri yayınlamak, uzerinde calistigim makale / kitaplardan bahsetmek, duydugum etkinlikleri duyurmak, azicik da geyik yapmak icin kullanmayi dusunuyorum... surekli guncel olucak :)
burayı, hem kendi hayatıma hem islerime ait son haberleri yayınlamak, uzerinde calistigim makale / kitaplardan bahsetmek, duydugum etkinlikleri duyurmak, azicik da geyik yapmak icin kullanmayi dusunuyorum... surekli guncel olucak :)
son dakika...
bir iki saattir geziniyorum, sayfamı düzenliyorum, foto eklemeyi öğreniyorum.. eğlenceli bir siteye benziyor burasi. Bu arada az önce telefon geldi, yarın sabah 11 de randevum varmış. oysa okulda bir toplantıyı takip etmeyi planlıyordum neyse bakalım....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

