Cuma, Aralık 22, 2006

sonunda biraz foto ama...

eskisehir ne menem bi yerdir merak edenlere duyrulur :D sonunda bir kisim eskisehir fotosuna buradan ulasabileceksiniz lakin bunlar benim cektigim resimler degil :D valilik sitesindeki foto arsivine suradan ulasabilirsiniz...

kar yagmaya basladi.. yakinda eskisehirden kar fotolarini ama bu kez kendi cektiklerimi umuyorum ki yukleyebilicem buraya :D palukcum az daha sabir :D

Salı, Aralık 12, 2006

yaklasik 1.5 yil once yazilmis bir yazi...


Ege’nin Boz İncisi

Bozcaada… Adını son günlerde sıklıkla duyar olmakla birlikte hala aslında cok da bilinmeyen cok da tanınmayan bir ege incisi. Boz inci... İçine kapanık bir güzellik…
Ada ile ilk tanışmam 15 yıl öncesine gider… Zaten adada yerleşik olsun olmasın herkesin hikayesinin benzeri bir başlangıcı vardır. Ya benim gibi bir seyahate dayanır, ya da mecburi bir tayine. Neyse, bir aile dostumuzun tavsiyesi ile gitmiştik ailecek… O günlerde alıştığım tatil yerlerine göre oldukça sessizdi ada... Ürkmüştüm.. Çarpıcı gelmişti o sakinlik, o huzur... Adada hayat da insanlar da sakindi,telaşsızdı... Sürekli bir huzur vardı sanki ortalıkta... güven hakimdi... Mesela kimse siz uzatmadıkça para istemezdi çamlar altındaki gazinoda ya da ana meydandaki üç marketin herhangi birinde. Adanın yerlileri evlerinin kapılarını bile kilitlemezlermiş. Şaşrmıştım ilk duyuduğumda. Ada kültürü demişti babam. Benzemez ki başka bir yere. Düzeni de farklıdır burada hayatın, algısı da.

15 yılda değişti ada.. Tanındı, geleni gideni arttı... Öyleki 15 yıl önce günde iki sefer yapan kimbilir hangi tarihtan kalma çıkartma gemisinin yerine sefer yapan büyük feribot, tarifeli beş seferin yanında bir dolu da ek sefer yapar oldu. Değişmeyenlerden az şeyden biri adaya gelen ilk feribotun 11 de yanaşması iskeleye. Adada hayat hala 11 de başlıyor. O kadar yerleşmiş ki bu düzen. Erken saatlerde günü değerlendirmek isteyen turistler birde onlar tarafindan kahvaltı isteği ile uyandırılmış kafe sahipleri dışında pek kimse görülmüyor ortalıkta... Adaya yeni günün ilk ziyaretçileri de yine 11 de yanaşan feribotla geliyor. Otellerin yeni misafirleri, adanın yeni “sakin”leri.

Bozcaada, üzerine yazılan kitaplara, hakkında çıkan haberlere rağmen çok tanınmıyor diyor Bozcaada’nın yerlisi. Yine de feribot seferlerinin yetişebildigi ölçüde dolup taşıyor ada. Rezervasyonsuz gittiğinizde kalacak yer bulmanız şansa kalıyor. Adanın özellikle hemen her yaz gelen bir “takipçi” kitlesi olmuş durumda.
Adada kalacak yerinize yerleştikten sonra -ki bu bir evden uyarlama pansiyon da olabilir ya da adadaki az sayıdaki otelden biri de- öğleden sonra için yapılacak en güzel şey arabanızla ya da dolmuşla koylardan birine, kumsala gitmek.
Ayazma, Sulubahçe, Habbeli gidebileceğiniz koylar arasında. Bozcaada Spor Klubü tarafından işletilen plajlarda şezlonglar ve şemsiyeler icin cüzi bir ücret vermeniz gerekiyor. Ama plajin temizliğini, düzenli toplanan çöplerini farkettiğinizde bu paraya değdiğini görüyorsunuz.Plaja gelen yolun öte yanında yer alan mini restaurantlarda tost, sandviç gibi ayaküstü atıştırmanın yanısıra balık midye gibi deniz mahsulleri de bulmanız mumkun... Egenin serin sularına bakarak bira midyetava keyfi yapmak isteyenler icin birebir ancak yine de sıcak havada birayı fazla kaçırmayın. Malum sıcak hava, çarpmasın. Eğer adada kalacağınız gün sayısı az ise, plajdan biraz erken ayrılıp akşam serinliğini ada sokaklarını gezerek değerlendirmenizi özellikle tavsiye ederim. Dar sokaklarda birbirine bakan taş evler duvarlarını pencerelerini saran sarmaşıklarla bir başka güzellikler sunuyor adanın birbirine dik, hemen her biri denizle sonlanan sokaklarında. Evlerin büyük çoğunluğu bakımlı. Sokak araları keşfedilmeye açık güzelliklerle dolu. Bir kapının önüne geldiğinizde gördüğünüz tablolar aslında içerideki çok daha geniş bir serginin habercisi olabiliyor. Ya da bir moda tasarımı atolyesinde el yapımı giysilere denk gelebiliyorsunuz. Şarap kokusunun arttığı sokaklara dikatli bakın, zira bir şarap fabrikasını farketmeden geçiyor da olabilirsiniz.
Adanın tabii ki neredeyse adıyla eş bilinen güzelliği üzümleri ve şarabı. Hem yurt içi hem yurt dışında tanınan şaraplarını ister fabrikaların yanıbaşında ki satış mağazalarından alabilir, ya da akşam yemeğinde restaurantların birinde balık ya da diğer deniz ürünlerinin yanında deneyebilirsiniz.. Bir üzüm ve şarap uzmanı değilseniz fabrika mağazasındaki yetkililerin tavsiye ve yönlendirmelerine kulak vermenizde fayda var.
Akşam yemeği için isterseniz iskelenin hemen yanı başındaki restaurantalardan birini isterseniz meydana ve ara sokaklara dağılmış pek çok restaurantı seçebilirsiniz. Eğer hafta sonu ise gündüzden rezervasyon yaptırmanız sizin yararınıza olacaktır. Adaya gelmişken tazesinden balık ve deniz ürünleri yemenizi, yanında da Ada şaraplarından birini denemenizi ozellikle tavsiye ederim. Sadece gecenin sonunda damağınızda kalan lezzet bile sizi bir sonraki yaz adaya gitmek konusunda cezbedecektir.
Adayı cazip kılacak bir başka özelliği de tüm sezon boyu devam eden irili ufaklı bir dolu etkinliğe sahne olması. Bu bazen ünlü isimlerin konser ya da sergileri olabiliyor, bazen de adanın yerlisi sanatçıların söyleşileri. Adaya tatil yapmak için uğramış bir sanatçı bile birden bir etkinliğin içinde buluveriyor kendini.
Nasıl gidilir:
Adaya ulaşımın en temel girdisi yazın günde 5 hatta ek seferler nedeniyle daha da fazla olan feribot seferi. Feribot, Çanakkale – İzmir yolu üzerinde bulunan Ezine ilçesine 20 dakikalık mesafede bulunan iskeleden kalkıyor. liman işletmelerinin. 0.286.6978021 nolu telefonundan feribot seferlerini, günlük değişiklikleri, ek seferleri; meteorolojinin 0.286.6978084 nolu telefonundan hava durumunu da öğrenmeniz mümkün.

Arabanız varsa isiniz kolay, yola başladığınız noktaya göre gerekli zaman ayarlamasını yaparak çıkabilirsiniz. Ola ki feribot saatine kadar bir kac saat zamanınız kalırsa, Çanakkale’nin diger güzelliklerini de görmeden geçmeyin: Truva, Assos, Behramkale, Gelibolu Şehitliği, Kilitbahir... Hepsi kişisel aracınızla Bozcaada yolu üzerinde uğrayabileceğiniz yerler arasında.
Eğer otobüs yolculuğunu tercih ederseniz firmanıza iskeleye kadar gidip gitmediklerini sormayı ihmal etmeyin. Zira bazı firmalar sizi sadece Ezine’ye kadar götürür. Oradan Ezine – Bozcaada (iskele) dolmuşlarına aktarma yapmanız gerekir.

Adaya gelmek üzere yola çıkmadan www.bozcaada.gov.tr adresindeki Bozcaada Kaymakamlığı resmi sitesinden ya da www.bozcaada.info adresindeki Bozcaada hakkında hazırlanmış kapsamlı ve güncel internet sayfasına bir ugramanız oldukça faydalı olacaktır. Bu adresler sizi hem ulaşım hem konaklama konusunda güncel bilgilere ulaştıracaklar.

Son bir söz. Nerede olursanız olun, haritaya bakıp da gözünüzü korkutmayın, sadece Bozcaada’ya gitmek o denizde yüzmek o şarapları tatmak, hic yaşamadığınız “adalı olma” hissini duymak ister misiniz onu düşünün. İçinizde biraz merak çok az heves uyandıysa bile mutlaka gidin. Bu güzellik kaçırılmaya gelmez.

hareket vakti...



sen yine oldugun gibi kal ben misafirim bu sehirde bir el sallarsin yeter hareket vakti gelince...

umay umay... tv de soyledi az once.. evet evet.. .seyahat etmeliyim... gezmek gormek ihtiyaci depresti icimde... gitmek gormedigim yerleri gormek istiyorum.. ama once kendime iyi bir yol arkadasi bulmaliyim...

subat icin bir bingol sozum var.. kar yollari kapamaz ise gidicem...
bakalim gorucez...

Perşembe, Aralık 07, 2006

aylik ozet..

yine bi takımtelaslı gunler atlattim ardı ardına .. once dede ardindan anane ardindan annem korkuttu... dedenin durumu iyi degil ama su sira sabit.. her an her sey olabilir diyerek bekliyoruz... anane yeniden yogun bakimda.. ama orda daha iyi diyorlar bilemedim... annenin durumu bugun netlesecek ama gecen gun doktorla yaptigim gorusme rahatlatti beni.. bakalim son durumu bugun ogrenicez...

butun bu telasede ben nasilim? fena sayilmam.. biraz hayatin akisi elimden alinmis gibi hissettim o nedenle azicik mudahale etmeye calisiyorum hayatima.. Ama keyfim yerine geliyo yavas yavas.. Yine surekli yollardayim.. ve malesef hala ankara yolu :D yol yapmayi seviyorum tamam ama noolur artik baska bi yere gideyim.. gerci haftaya istanbul var planda ama...

bakalim...

Bileniniz var miydi, spora devam ediyorum cok duzenli.. ama su sira su yol ve hastalik meselelerinden biraz ara verdim.. en son da dun aksam, guzel bir geceyle degistim salondaki saatlerimi.. ama cok keyifli bi aksamdi ondan sebep pisman diilim :D bakalim.. cuma gidicem bi aksilik cikmaz ise...

Palukcuum israrla eskisehir fotosu bekliyor.. hakli da.. ama foto makinam bende degildi yeni geldi elime, artik geliyor yeni resimler.. okuldan yakin cevreden baslayarak...

simdilik boyle, az sonra evden cikmam lazim.. once ekmek alicam, evde ekmek yokmus annem kizip duruyo hala almadin diye.. biz gidiyoruz ama zelife teyze burda.. Zelife teyze bizim yardimcimiz.. iki hafta bir gelip hayatimizi yoluna sokan insan :D

ekmek aldiktan sonra da garaja gidicez ve otobuse binip ankaraya gidicez... dogru doktora... sonuclari almaya..
emreyi gormeye bile firsat olmayabilir...

bu arada hafta sonu ankarada dugun eskisehirde odtululer yemegi var..
naapicam ben? hangisine gitmeli??

neyse cevabi oogrendigimde yazarim...

selamlar efenim...

Perşembe, Kasım 16, 2006

"ya herşeyim ya hiçim.. sorma dünya ne biçim.. bir kördüğüm ki içim çözdükçe dolaşıyor...."


Hümeyra'nın buğulu sesinde "bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor"...

geçen günlerin heyecan dolu kıpırdanmalası yerini umutsuzluğa bıraktı yeniden.. sanki yıllar sürecek bir lanet gibi her kaçışımda tekrar tekrar boynumu saran bi ip gibi yine umutsuzluk içimde.. ne o sonbahar telaşları ne o yürek pırpırlanmaları... hiç bir şeyden eser kalmadı...

sanki kış erken geldi.. sonabahara alışamadan... oysaki daha geçen haftaya kadar mevsimleri tersine döndürecek gücü hissediyordum kendimde... yazı bekliyordum tüm heves ve heyecanımla...

ama sıl üzücü olan ne bilir misin ey okuyan? asıl sıkıntı bunun bir döngü olması.. hiç bitmeyecek bir döngü... sonsuza ayarlanmış bir bilgisayar algoritması gibi...

her seferinde yeniden yeniden aynı heyecan aynı trelaş aynı havalanma aynı ani değişim aynı yere çakılma...

hiç mi akıllanmadım da hep bu geliyor başıma yoksa her seferinde yaşanan başka türlü de ben mi hem aynı teşhisi koyuyoruym bilemedim...

bildiğim şimdi içimin ezildiğini hissetmem... heyecanlanmaya hazır kalbimi ellerimle sıkıştırdığım....

şarkı değişmiş bu arada...

"dört kısa günden bana bir garip sızı kaldı.. bir de deli özlemin..."

yine, her zamanki gibi sezen...

yarım kalmışlığın şarkısı... peki hiç başlamamış olanla ilgili bir şarkı bileniniz var mı? başlayamamış olanla ilgili...
peki başlayamamış bir sevginin sızısını ne dindirir?

en iyisi sakinleşmek.. düşünmemek.. bu hisleri kayıtlara geçmemek öyle mi?

bence öyle... bu onunla ilgili ilk ve son yazı olsun o zaman... bu kez üzüntü olmasın sakin sakin kapansın defter... yazılmamış sayfaların kokusunu da kendine saklasın...

Salı, Kasım 07, 2006

"sweet nowember"

sonbaharin en guzel zamanı.. yagmurlar vakti.. "sweet nowember"... asik mi olmali acaba... tam mevsimi degil mi.. sarkilardan fal tutmanin, yagmura bakip hüzün yapmanin, belki de eski asklari anmanin...

hazan..
hep sevmişimdir...

Cuma, Ekim 13, 2006

Cenk Guray.com

Cenk Guray'in web sitesi.. Tırtılın işler hale geçmiş ilk web sitesi.. darısı TH İdil'in sitesine :D

Çarşamba, Eylül 20, 2006

sen de benim kadar....

hayat bazen oyle insafsiz ki kucuk bir bosluundan yakalar, hissettirmez en zayif aninda seni ta yureginden yaralar...

sen tum gucunle karsi koysan da seni acimasiz sevdaya salar...

yine sezen aksu... hep sezen aksu.. asik olsan da sezen aksu olmasan da sezen aksu... bu sarkilar insani olmayan asklara inandiracak gucte deil mi...

çeşm-i siyahım...

yine bir türkü ile depreşen hislerimi yazmak gayesi ile oturmustum ekran karsisina.. heyhat icimden gecen baska baska seyler...

disarida yagmur.. sonbahar geldi artik kentime... ardi kara kis... icimi de karartan kis... yaz cocuguyum ben.. tüm nesem enerjim yazdan sebep... ama olsun yagmur, kar mevsimi de iyi gelecek bana... bu sene oyle olacak... güzel bir kıs olacak bu.. biliyorum.. yeniden baslamanin zamani artik.. bahaneleri bir yana atmanin vakti. ipleri yeniden ele almanın, istediginin pesine dusmenin vakti.. atilacak adimlar belli.. yavas yavas teker teker atılacak...

umutluyum bu kistan ben...

umut fakirin ekmeği..

Salı, Eylül 19, 2006

sonunda...


sonunda tez bittiii :D tatile gittiiim :D mutluyum mesudum :D yillardir gecirdigim en guzel, gunes ve deniz dolu, huzurlu, telefonsuz, bilgisayarsiz inernetsiz tezsiz tatili gecirdim :D

bodrum civarinda bir tekne turu yaptik. ben ve "kader arkadasim" :D gunes ile iki gece sonra katildik tekneye... alkislarla karsilandik taze yuksek mimarlar olarak :D
3 gece pek bir guzel gecti egenin serin sularinda...

yukaridaki resim teknede son sabahtan... diger resimler henuz elime gelmedi resimler geldikce resimlerle birlikte yasananlari da yazicam azar azar...

ama simdilik bu kadar..

Salı, Ağustos 22, 2006

ünzile

yagmuru kim dokuyor...
unzile kac koyun ediyor...
dayaktan uslanali hic bir sey sormuyor...

bugun..

gune iyi basladim aslinda... erkenden uyandim.. dusumu aldim, tvyi actim, sabah haberlerine goz attim, ardindan bilgisayarin basina gectim, maillerime baktim, soz verilmis bir iki is vardi onlari yaptim, gonderdim bir iki mail attim sonra da kahvalti yaptim ve okula geldim...

simdi okulda calisiyorum. bir yandan onumde word dosyasi acik bir yandan MSN.. kuzenimle ve bir iki arkadasimla lafliyorum arada...

guzel guzel muzikler dinliyorum bir yandan... gecengun yazdigim sarkilari ve baska bir suru eski yeni sarkiyi...

kisaca keyifli olmak icin her sey tamam... kahve ve biskuvi de :D

neyse dahasini yazmiyayim boylece kalsin bugun de boylece keyifli bir gun olarak not dusulmus olsun...

sevgiler, saygılar efendim..

Pazartesi, Ağustos 21, 2006

sarkilar seni soyler...

cok da yeni degil bu sarkilar... tam olarak beni de soylemiyor aslinda ama cok guzeller... gunlerdir yatip kalkip sadece bu ikisini dinliyorum:

ferhat gocer - yastayim, funda arar - camdan kalp... iki agir ayrilik sarkisi... sozlerini baska bir zaman eklerim buraya

Çarşamba, Ağustos 09, 2006

istanbul'dan...

tez icin istanbul'a geldim... gunlerdir sokakta ve bilimum devlet dairesinde sürünüyorum... belediye den vakıflara, türlü cami ve şantiye ve ofis ortamlarına girip çıkıyor, her gittigim yerde yeni birileri ile tanışıyorum.. kimiyle hemşehri çıkıyor ve bunun nimetlerinden faydalaniyorum... kimine gıcık olup hızla orayı terk ediyorum... tezin evden oturup okuyup yazdıgım kısmındansa bu tarafı daha faydalı oldu sanki bana... ama su evde okumalı yazmalı kismini da artik tamamlamam gerek..

yarin aksam ayriliyorum istanbuldan...

tez jurisi icin son 1 ay... kolay gele... :D

Cuma, Haziran 16, 2006

bugun benim dogum gunuuuum :D

yine dogum gunum... yine 16 haziran ... yine ikizler va can dundar.. hic eskimiyor bu yazi...

ama ben bi yas daha yaslandim :D 26 bittiiii hosgeldin 27....
hep birlikte efenim, saglikli sihhatli mutlu yaslara insallah...

arayan soranlara, hediye alanlara gonderenlere mesaj atanlara hic birini yapmayip sadece aklinda gecirenlere, 5 gun ya da 5 ay sonra hatirlayip hayallah diyenlere...
tum dostlara arkadaslara, taniyan tanimayanlara..

tesekkur ederim efendim..

iyi ki varsınız...
sevgiyle...

WiSHaRa
_________________________________________________________________

....

Ah, İkizler için tercih böyledir işte…

Bir yanını seçmek, otomatikman öbüründen de vazgeçmektir.

Çünkü birini feda ettiniz mi, "ikiz" değilsinizdir artık...

Oysa sizi siz yapan, içinizdeki tepişmedir.

Değeriniz, "diğer"inizdedir.

Bütün Haziran doğumlular bilir bunu...

O yüzden kıyamaz içinde tepişen ikizlerden birine...

…ne kahkaha saçan neşeye, ne ansızın bastıran hüzne...

ne iyimser güne, ne karamsar geceye...

ne ciddiye, ne muzibe...

ne çocuğa, ne büyüğe...

ne sadeliğe, ne debdebeye...

Kıyamaz bunlardan birini elleriyle öldürmeye...

Bilir ki, yazılmış nice yazıda, dizilmiş onca notada, boyanmış bunca tuvalde ve kimbilir söylenmiş kaç sözde, yakılmış kaç türküde o tepişmenin sancılanması vardır.

Sancı durdu mu, ne ters akıntı kalır, ne de akarsu.

Bir ölü denizde tek kürekle döner durursunuz.

* * *

Dedim ya; oburum.

...ve bazen kızdırıyor sevdiklerimi bu huyum.

Varsa bir kusurum; Haziran doğumluyum.

Ne garip, şimdi bile, bir yanım bunları yazıp hicvederken bendenizi...

..."Sil de ciddi bir şeyler yaz" diye yırtınıyor ikizi...

Cumartesi, Haziran 10, 2006

yaz geldi...

yaz geldi...
bi kere daha onceden soz verdigim eskisehir fotolarindan hic koymadim koyamadim... takipcilerden ozur dilerim.. en kisa zamanda söz... :D

yaz geldi...
haziran ayı...
ikizler ayı.. yani benim burcumun, benim dogum gunumun ayı... :D 16 haziran efenim cok merakta birakmadan soyliyeyim... 16 Haziran itibariyle yeni bir yasi daha kutlayacagiz... parti muhtemelen eskisehirde olacak... :D gelmek isteyen buyursun efendim...

parti dedigim de... 3 -5 arkadas gidip icecegiz iste... porsuk kiyisinda bir meyhanede...

haziran ayi bir de tez ayı... bitmesi gerekiyor bu yaz... eylulde juri... telasliyim cok...

ay ay ay...

eskisehir i bilahare anlatayim efendim... fotolarla..

simdilik bu kadar olsun...
yine gorusiciiiz

Perşembe, Şubat 02, 2006

eskisehir, aslında yenisehir...

Eskisehir gunleri basladi.. Hızla da devam ediyor... Oyle ki bazen durup mola almak durumunda hissediyorum kendimi...

daha donem baslamadi... o nedenle cok adapte olabilmis degilim... ama olmam icin yardim ediyorlar bana bu cok keyifli... ote yandan hayatimda uzuun zamandir yasamadigim bir "comezlik" hali icindeyim ki bu biraz canımı sıkıyor.. bir an once herseyi bilmek ogrenmek istiyorum... heves icinde yeni donemi bekliyorum...

tabii bir de tasinmayi... ev bulmayi... misafirhaneden cok sıkıldım... aslinda birini tamamen uyuyarak gecirdigim iki gece disinda misafirhaneye hemen hic ugramiyorum.. sadece uyumak icin gidiyorum gecenin ikisindeee dordundeee :D ama olsun yine insan icin aidiyet jkurabilmek onemli bir hismis bunu anladim... "yasadigim" yere aidiyet kuramadigim icin hizla calistigim yere ait olmaya calisiyorum...

bunda da iste bu comezlik hali cıkıyor onume... canım sıkılıyor... bakalım zamanla asacagım umuyorum...

bugunlerde eskisehir cook cok soguk.. pek kent sokaklarinda dolasamiyorum.. ama hava biraz actiktan sonra bir foto makinasi edinip size eskisehirden guzel fotolar gosterecegim... guzel bi yer bence burasi... kismen rukus denebilir ama olsun... yine de guzel...

simdilik boyle...

bunlari ankaradan yaziyorum.. hafta basinda yine eskisehir...

gidiyoruum geliyorumm...

Cuma, Ocak 20, 2006

yine mi cicek...

Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen abla

Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağolsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun

Gece çok genç, arzular şelale
Haber etsek o yare
Gelse Bomonti'den
Şereflendirse bizi
Olsak teyyare

Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağolsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun

Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Taze mi bitti topik
Canın sağolsun
Amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
Hamdolsun
Altınbaş kadehe yağ gibi dolsun

Pazartesi, Ocak 16, 2006

bilmiyorum...

aslinda iyi baslamisti bugun.. gece gelen yakin arkadasla guzel bi sabah kahvaltisi... verimli bir calisma gunu.. gelen guzel haberler.. alinan is...

guzeldi hersey aslinda...

sonra neden boyle oldu? ne daraltti icimi bu kadar? ne yakti canimi? bilmiyorum... birden bastırdı üstüme yalnızlığım sanki... başımı koyacak bir dizin bulunmayışı belki belki de dolapta günlerdir içilmeden duran şarabın yalnızlığı...

bilmiyorum...

ve hiç bir şeyi özlemedim seni özlediğim kadar diyor şimdi suavi... en sevdiğim şarkısı bu suavinin... oysa giden de yok ki... ben gitmeye çalışıyorum... gidemedim bir turlu... aylar oldu...

dizideki adam ne oradadir mutluluk ne buradadir... aklinin icindedir diyodu... aklimda benimle gelirse ben yine mutlu olamam ki orda.. eskisehirde...

bilmiyorum...

aklım karışık... öte yandan canım da sıkkın... bir garip yalnızlık var üzerimde.. sonsuz bir yalnızlık sanki.. hiç bitmeyecek gibi...

guzel baslamisti aslinda bugun...
nedenki...

ne oldu?

kar ne zaman yağacak?

onu da bilmiyorum...

Perşembe, Ocak 05, 2006

eskisehir... sonunda...

17 ocak salı sabah 09:00 da city planning dersinin sınav gozetmeni olarak basliyorum akademideki ilk gorevime :D gerci daha once gidip bi juri uyeligi yapmistim ama fasulyedendi o :D simdi eni konu polislik yapmaya gidiyorum :D o iki hafta paso sinavlar var. Pazartesiden persembeye kadar filan kalicam eskisehirde... sonunda basliyoruz.. hadi hayirlisi... belki figen de vazgecicek italyadan ve o da hemen tasinicak benimle... ondan haber bekliyorum...

Pazar, Ocak 01, 2006

yilbasi...



yılbaşı partisi.. izmit.. kuzenin evi... hakikaten uzuuun zamandir ilk kez bu kadar cok eğlendim.. yılbaşı gecesinin hakkını verdik sanıyorum... o kadar tepinmişiz ki gece 2 de sonunda kapıya polis dayandı :D

pembe otriş gecenin fetişi.. elden ele boyundan boyuna gezdi.. fotolarda bizden cok o var :D

masanın bu kadar boş olması aldatmasın.. likit stoklar o dakikaya kadar buzdolabında idi...